İçeriğe geç

How much sayılabilen mi sayılamayan mı ?

Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında Bir Akşam

Akşamüstü Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, yüzüme düşen hafif rüzgarla birlikte günün yorgunluğu biraz hafifliyor gibi hissettim. 25 yaşındayım ve kendimi hep kelimelerle ifade etmeye çalışırım; günlüklerimde saklı kalan duygularım, bazen beni hem rahatlatır hem de hüzünlendirir. O gün elimde tuttuğum kahve bardağı, içimdeki heyecanı biraz olsun yatıştırmaya yetmedi. Çünkü kafamda tek bir soru vardı: How much? Sayılabilen mi, sayılamayan mı?

Rastlantı mı, Tesadüf mü?

Sokakta yürürken onu gördüm. Yıllardır görmediğim bir arkadaş, belki de eskiden kalma bir hayal kırıklığının canlı hatırası. Göz göze geldiğimizde yüzünde hafif bir şaşkınlık, ardından içten bir gülümseme belirdi. Kalbim bir an durdu gibi oldu; heyecan ve korku birbirine karıştı. “Ne kadar zamandır görüşmüyoruz?” diye sormadan edemedim. Kelimeler boğazımda düğümlendi; ne kadarını sayabilirdim, kaç yıl geçti, kaç anı birikti? İşte o an kafamda dolanan soru daha da anlam kazandı: How much? Sayılabilen mi, sayılamayan mı?

Gözlerimizin buluştuğu o kısa an, sayılabilir anlardan mıydı yoksa sayılmayacak kadar değerli bir anda mı sıkışmıştı, anlayamadım. Kalbimde bir boşluk hissettim; bazı şeyleri ölçmeye çalışmak, onları küçümsemek gibi geliyordu. Bazen en değerli anlar, sayısal olarak ifade edilemez.

Küçük Bir Kafe, Büyük Duygular

Bir kafeye oturduk, ikimiz de biraz çekingen, ama merakla doluyduk. Kahveler geldiğinde ellerimiz istemsizce birbirine değdi. İşte o an içimde bir kıvılcım yanmaya başladı; heyecan ve umut bir aradaydı. Konuştukça geçmişimizi, hayallerimizi, kırgınlıklarımızı paylaştık. Her cümlenin ardından hissettiğim duygular, bir sayıya indirgenemeyecek kadar karmaşıktı.

“Ne kadar değişmişiz,” dedi. Ben sadece gülümsedim. İçimde bir burukluk vardı; eski anılar sayılabilir gibi görünse de, hissettiklerim sayılamazdı. O an fark ettim ki hayatın en değerli sorularından biri belki de bu: How much? Sayılabilen mi, sayılamayan mı?

Hayal Kırıklıkları ve Umut

Kafeden çıkarken Kayseri’nin sessiz sokakları bize eşlik etti. Yıldızlar yeni yeni görünüyordu ve içimde bir huzur vardı ama aynı zamanda hayal kırıklıkları da yüzüme yansıyordu. Bazı anlar vardır; ne kadar söylesen, ne kadar ölçmeye çalışsan da sayılmaz. İşte o anlarda insanın hissettiği, tüm kalbinle anladığın duygular sayılmayacak kadar büyüktür.

O yürüyüş sırasında düşündüm; belki de hayat, sayılabilen ve sayılamayan anlar arasında gidip gelir. Sayılabilenleri hatırlamak kolaydır, ama sayılamayanları anlamak için yürek gerekir. İçimde bir umut filizlendi: Belki bazı anları tam olarak ölçemesek de, onları yaşamak ve hissetmek yeterlidir.

Kapanış: İçimdeki Hesaplanamaz Anlar

Eve dönerken günün yorgunluğu üzerimdeydi, ama kalbimde garip bir hafiflik vardı. Günlüklerime yazacak çok şey vardı; her cümle, her his sayılabilir mi bilinmez ama sayılmayacak kadar değerliydi. Kayseri’nin sessiz sokakları, kahve kokusu, eski bir arkadaşın gülümsemesi… Tüm bunlar, sayılabilen bir deneyim mi, yoksa sayılamayan bir anı mı, bilmiyorum. Ama bir şey kesin: hissettiğim duygular, kelimelerle anlatılamayacak kadar gerçek ve yoğun.

Belki de hayatın büyüsü tam da burada; How much? sorusuna verdiğimiz cevaplar sayılabilir ya da sayılamaz olabilir, ama hissetmek, yaşamak ve hatırlamak, her zaman bizimdir.

Bu yazı, duyguların ve küçük sahnelerin ön planda olduğu, kişisel ve samimi bir bakışla hazırlanmıştır. Kayseri’nin atmosferi ve genç bir yetişkinin içsel yolculuğu etrafında şekillenen anlatımıyla, okuyan herkes kendi sayılabilir ve sayılamayan anlarını düşünecek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet güncel girişTürkçe Forum