Fosforlu Kalemin Diğer Adı Nedir?
Hayat bazen insanın önüne, aniden beliren küçük ama anlamlı bir şeyle çıkar. Duygularını tam olarak tarif edemediğinde, o anın tam ortasında kalırsın. İşte bu yazı da, fosforlu kalemle başladım ama aslında derinlerdeki bir hikâyeyi keşfetmek için çıktım. Bu yazıyı okurken, belki de bir şeyleri yeniden hatırlayacaksınız; kaybolan, zaman içinde unuttuğunuz, ama her zaman hatırlamak istediğiniz bir şeyler…
İlk Okul Günüm ve Fosforlu Kalem
Kayseri’nin yazları sıcak ve bunaltıcıdır. O yaz da öyleydi. Bir okul sabahı, anneannem beni okul yoluna uğurlarken bana neşeyle, “Bu yıl çok güzel bir şey olacak, ben sana inanıyorum” demişti. O an, söylediklerine ne kadar inanmak istesem de, içimde bir şey vardı, sanki bir şeyler eksikti. O küçük kalp çırpıntılarını hissetmişimdir o an.
İlk günümüzdü okulda. Herkes yeni kitaplarını, defterlerini, kalemlerini gururla gösteriyordu. Ben de hırsla yeni aldığım renkli kalemleri sırayla kutudan çıkarıyordum. İçlerinden biri vardı ki, fosforlu kalemdi. Sanki daha önce hiç görmemişim gibi bakıyordum o parlak renklere. Yeşil, sarı, pembe… Ama o fosforlu sarı çok başka bir şeydi. Işığını o kadar çok severdim ki. Sınıfın köşesinde, pencerenin tam önünde otururken, güneş ışığı fosforlu sarı kalemin ucunda parıldıyordu. Sanki o kalem, hayatta her şeyin güzel olabileceği bir dünyaya işaret ediyordu.
Fosforlu kalem, bir yandan renkleriyle beni büyülerken, diğer yandan da bana içimde hissettiğim bir boşluğu anlatıyordu. Gözlerim hep dışarıda, bir yandan da yazdıklarımda kayboluyordu. Her şeyin bir anlamı vardı ama ne olduğunu bir türlü çözemedim. O kalemi her kullandığımda, sanki duygularım daha keskinleşiyor, dünyaya farklı bir gözle bakıyordum.
Hızla Geçen Zaman ve Kaybolan Anılar
Günler geçtikçe fosforlu kalem yalnızca bir araç olmaktan çıktı. O renkli uç, bana hayatın geçiciliğini, umutlarımı ve düşlerimi simgeliyordu. Ama ne yazık ki, insan hayatı bir fosforlu kalem gibi parlak ve kısa süreliydi. Okul bitiminde yazmam gereken bütün defterler, tüm yapmam gereken işler birer birer sararmaya, solmaya başlamıştı. Zamanla o kalemin fosforlu rengi de soldu, tıpkı bizim için ne kadar değerli gördüğümüz şeylerin kayboluşu gibi.
Bir gün, eski defterimi karıştırırken, o sarı fosforlu kalemi buldum. Kalemin ucu yıpranmış, boyası dökülmüştü. Ama işte o an, kalemi elimde tutarken hissettim. O eski günlerin heyecanını, hayal kırıklığını, kaybolmuş zamanları… Her şey yeniden canlandı. O an, ne kadar kaybolduğumuzu fark ettim. Bir kalemin, sadece renginden ötürü, bir insanın geçmişine nasıl dokunabileceğini anlamıştım. Yani fosforlu kalem, sadece bir yazı aracı değil, aynı zamanda bir zaman kapsülüydü.
Bir Arkadaş, Bir Güven ve Bir Kalem
Üniversite yıllarında çok sevdiğim bir arkadaşım vardı. Belki de her insanın hayatında bir kez karşılaştığı o nadir dostlardan biridir. Her şeyimiz benzerdi. Hemen hemen aynı şeylere güler, aynı şarkılarda kaybolurduk. Bir gün bana hediye ettiği bir fosforlu kalem vardı. “Bu da sana, yazarken ışık gibi ol, kaybolma,” demişti. O an, bir arkadaşın, bir kalemin, bir anının nasıl böylesine anlamlı hale gelebileceğini anlamıştım. İki insan arasındaki bağlar, işte böyle küçük ama çok kıymetli şeylerle güçleniyordu.
Ama zaman yine bir şekilde geçti ve her şey gibi, o kalemin de zamanla rengi solmaya, ucu tükenmeye başladı. Bir gün, üniversiteyi bitirirken, her şey değişti. O arkadaşım başka bir şehre taşındı ve ben yalnız kaldım. Ama kalemi hala saklıyorum, o fosforlu kalem bana hep hayatı hatırlatıyor. Özellikle de bir insanın nasıl hep yanında taşıdığı ama bir noktada kaybolan şeylere olan sevgisini. O kalem, aslında yalnızca bir yazı aracı değil, bana güvenin, kaybolan zamanın ve hayatın anlamını hatırlatıyordu.
Fosforlu Kalemin Diğer Adı: Geçmişin Işığı
Bir sabah, her şeyin tekrar başladığına inanarak uyandım. O eski defteri karıştırırken fark ettim: o fosforlu kalem, geçmişin ışığıydı. Bir insanın hayatındaki ilk heyecanlar, kaybolan anılar ve unutulmuş güvenler, fosforlu kalem gibi ne kadar kısa sürede kaybolabilir. Ama bir yerlerde, o anların ışığı hala yanar. Hâlâ rengini görebilirsiniz, bir şekilde her şeyin arkasında.
Fosforlu kalemin diğer adı belki de “geçmişin ışığı” olmalı. Bir zamanlar ne kadar parlak, ne kadar canlıydı. Ama zaman geçti, o ışık sönmeye başladı. Yine de, kaybolan bir şeyin ardında, bir iz bırakmak mümkündür. Benim izim de, bir fosforlu kalemin sarı rengiyle her zaman hatırlanacak.
Sonuç: Beni Gösteren Bir Kalem
Fosforlu kalem, bana hayatın kısa ama bir o kadar da kıymetli olduğunu hatırlatıyor. Her geçen gün, bir fosforlu kalem gibi soluyor. Ama öte yandan, bu geçici güzellik, içinde bulunduğumuz anın ne kadar değerli olduğunu da gösteriyor. Her şey bir gün kaybolacak. Ancak o kaybolan şeylerin içindeki renkler, bizim hayatımıza anlam katacak.
Bazen, geçmişi hatırlamak için bir kaleme, bir rengin peşinden gitmek yeterlidir. Bir kalem, size yalnızca yazı yazdırmaz; o kalem, size kaybolan bir anın ışığını da bırakır.